Bu günden itibaren en sevdiğim renk beyaz. Bir de yeşilin üstüne gelirse beyaz, o anda anlayın ki cennettesiniz. En güzel tatillerden biriydi bu yarı tatil. Muhteşem bir yerde dostlarla geçirilen iki muhteşem gün. Bu günden bahsetmeden önce tatili söyle bir özetlemek istiyorum.
Finallerin bitmesiyle rahatlayan zihnin sarhoşluğu pek uzun sürmedi. Kalan dersler, bir kahve etkisi yaratıp zihnimizi yeniden ayılttı. Topladık bavulumuzu ve bütlere koştuk. Sonunda yine mağlup oldum. 2-1 yenildim. Ama olsun Önümüzde güzel günler var. Daha sonra tekrar memlekete... Ve bu yıl yaptığımız en güzel ve mantıklı şey olan Ayder gezisi... Pansiyonumuzu ayarladık ve gerekli izinleri aldık. Bazı gelemeyen arkadaşlarımız oldu, bu bizi üzdü ama, yine de üzüntümüzü üzeremizden attık ve doyasıya eğlendik. :):)
Çantalarımız topladık ve Ayder’e yolculuk başladı. İki araç değiştirdik. İkinci araçta çok eğlendiğimi belirtiyim. Beni yabancı uyruklu zanneden bir insanla ve bunun yanında dokadak - o dokodak diyordu- üyesi olduğumu zanneden insanla yan yana seyahat ettim. Bayağı güldük sizin anlayacağınız. Nihayetinde Ayder’e vardık. Aman Allah'ım - Ingilizce okuyan arkadaşlarım için geliyor. Oh may god!- bu ne güzelliktir yarabbi. Her zamankinin aksine bugün yeşilleri örtmemişti ayder üzerine. Beyazdı bu gün elbisesi. Serpmişti bu güzel, beyaz karları her bir ağaca, her bir eve ince ve özenli bir şekilde...
Selamlayıp ayderi pansiyonumuza gittik. Pansiyon küçük yayla evlerini andırıyordu. Tahtanın kendine has kokusunu kapıyı açar açmaz alıyordunuz. Görevli odalarımızı gösterdi ve odalarımıza gittik. Odalar çok güzeldi yerleştik odalarımıza. Bizim odamız ortak olarak kullanılan salona komşuydu. Akşam yaşanacak olan eğlenceden habersiz, çıktık dışarı...
Pansiyondan çıktık ve bir şeyler yedik, eğlendik ve karın keyfini çıkardık. Akşam olmuştu. Zaman hızlı akıyordu bugün bizim için. Akşama yine açıktık doğal olarak ve yine pansiyonumuzdan çıkıp bir şeyler yedik. Daha sonra biraz oynadık apaçi müziği eşliğinde... :) Daha sonra tekrar pansiyona gittik. Pansiyonumuz çok katlıydı. Her katta odalar ve aynı kata ait bir salon vardı. Bizim bir üst katımızda tulum ve çeşitli çalgılarla müzik yapılmaktaydı ki bu bizi çileden çıkarmaktaydı. Ne olduysa köşelerine çekilmiş olan üst kat sakinleri, teşrif edip yanımıza geldiler. Ve başladı tulum. Küçük bir halkayla başlayan tulum, bir çığ gibi büyüdü ve koskocam bir halka oluştu. -En küçük bir abartma yok- Öyle ki mekân küçüldü gözümüzde, yer açtık tuluma ve bize. Horan vurdurma sırası bize geldiğinde, çıktı gönüllerden destanlar ve yaşanmışlıklar dil ile. Güldük ve eğlendik yine, bir o kadar da yorulduk. Ve uyku çaldığı kapımızı her akşam olduğu gibi. Buyur ettik...
Sabah uyandığımda bir dileğim gerçekleşti. Ayder’de kar yağıyordu. Dün masmaviydi gökyüzü, bugün beyaz. Sanki her halini göstermek istercesine bize Ayder, tüm kozlarını oynuyordu. Birde böyle tanıyın beni ders gibiydi. Bu hali de güzeldi elbet. Hem de çok güzel...
Güneş doğdu battı, gün bitti ve gitme vakti. Ve biz evlerimize gittik. Yine tatilde, arkadaşımızın evine gittik. -ev dubleksti ipucu- Orada da çok güzel zaman geçirdik. Ve bugün yine Samsun’dayım. Bu yazıyı yazıyorum ve bitti son noktayı koyuyorum, ama bundan önce de sizi seviyoreeeeee. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder