29 Mayıs 2012 Salı

Olum Bak Git

uzun bir aradan sonra yine bir yazı yazma alma merakı aldı beni. Bugün 29 mayıs 2012. Uzun soluklu bir öğretim hayatını nihayet bitirmek üzeriyim. Yapacak bişey yok bitti.:) Yolu da neredeyse yarıladık yani. Yaş neredeyse 23 olmuş. Ne ara geçti gitti bunca zaman bilmiyorum. Ve bakıyorum da bu 23 yılın içinde sizden başka kimseyi hatırlamıyorum ben ya. Ne kadar kötü bir durum bu yarebbi:) Neredeyse ailemden çok sizle vakit geçirdim. Peki bundan sonra ne olacak. Hayat bizi nereye savuracak, şu anki merakım bundan ibaret. Yine bugün ki gibi görüşecek, arkamızdan dedikodu yapacak, gizlice facebook saylarımıza -bu sayfa 5 in 1" girip, yazdıklarımıza kahkalarla gülecek miyiz? Ne yazık ki evet:):) Sanırım biz birbirimizi tamamlıyoruz. Hepimiz farklı karakterdeğiz. Birimiz neşeli birimiz karamsar, birimiz herneyse ne... Ama sonuç olarak Gestald kuramcılarının da söylediği gibi, parçalardan oluşan bir bütünüz fakat bütünden çok çok büyük ve ondan çok farklı ve işlevseliz. Yazı akademik olmuş olabilir, bazılarınıza çok ağır gelmiş olabilir, fakat başka türlü duygularımı kelimlere aktaracak yol bulamadım.:)Bunun yanında alman genlerimin akademik ihtiyacını da doyurmam gerekiyor. Evet böyle işte, daha çok yazacağım vardı ama tıkandım:) Yine yazacağım, ve çok uzun olmayacak yine yazdıklarım. Sağlıcakla kalın, Sizi seviyorum...

9 Mayıs 2012 Çarşamba

piiiiiiii gene ben!

sevgili blog dostları...uzun zamandan sonra ilk defa kelimenin tam anlamıyla sabahladım.saat 05.16...maviyi gördüm ama bu kez sıçtım mavisi değil, ona daha var:) sizin pek uğramadığınız şu blogdan ben nedense kopamıyorum, içimi dökesim varsa demek ki..:) stardustta yazılarını biriktirdiğini iddia ediyodu bekleyip görecez bakalım ne birikmiş bunca zaman, hodri meydan panpa :) 
bu güzide gecemi hollywood aleminin -benim nezdimde- sayılı über karizmatiklerinden Hugh Jackman'a ayırdım, laf arasında adam hala taş :) van helsing'i izlememiştim, bu zamana kadar izlemediğime pişman oldum, fevkaladenin fevkinde. van helsing'le yetinip uyuyabilir ihtiyacım olan vitamini minerali alabilirdim ancak hugh jackman'ı görünce bi filmle yetinemedim malesef :) akabinde hemen çelik yumruklar'a geçiş yaptım-onu da çok beğendim bu arada- x-men'in son filmini de izleyecektim ama benim herif orada yoktu iyi mi! :) neyse bugünlük hugh jackman kapasitemi doldurdum zannımca. başka bi boş zamanımda da robert downey jr. gecesi yapicim kardeşler, tavsiye ederim. böyle karizmatik insanların çevremizde, bizim kulvarlarımızda olmaması çok yazık. sonra efendim beklentilerin çok yüksek bıdı bıdı bıdı bişeler. yumurtaya can veren rebbum bunları yaratmışken beklentilerimi nasıl düşük tutabilirim a can dostlar sorarım size? insan belki şans bize de güler demeden edemiyor, bu sizin iddia-piyango-sayısal gibi bilumum şans oyunları oynamanızla aynı mantık beyler. ya tutarsa?
piiiiiii fizy mood'dan bahtıma bu akşam ölürüm çıktı lan :) 
neyse ne diyoduk? boşverelim onu, yeni şeylere geçelim. misal...öğrencilik hayatımın son demlerini yaşamakta olduğumun sarsıcı, sevindirici, hüzünlendirici, umut veren farkındalığını yaşıyorum şu sıralar genşler. mehteran takımı gibi bi ileri bi geri, değişik duygular içerisindeyim...bitsin artık yeter ulan diyorum, sonra lan diyorum bitiyo lan diyorum bi daha öğrenci olamicaksın diyorum bi daha istediğin an dost meclisi kuramicaksınız, bi daha 'hadi kalk uşaklara' diyemicem pat diye canım isteyince, diyorum bugün yat lan gitme derse diyemicek iç sesim mesela...bi çok şeyi daha yapamicam ama bi çok şeyi de yapicam, haa yerini tutar mı? her dönemin ayrı bi tadı varmış, bakıcaz görücez artık.
huyumdur her yazımda duygusala bağlamaya çalışırım, işin raconu böyle. iki laklak ondan sonra sosyal şaplak :) gerçi artık duygusal kablolarım gevşedi pek etkili olmuyo canlar ya da hep kendim deyip kendim dinlediğim için kendi acitasyonlarım bana işlemiyodur, olabilir bi de sizden görmek lazım tabi :) yazın ulan midelerine endoskopi hortumu saldıklarım!
rutin işlemleri de tamamladıktan sonra yazıma son vermek istiyorum biytiful insanlar. bu şarkıyı bu adamdan dinlememe vesile olan dosta da şükranlarımı sunayım yeri gelmişken...
saat 05.55 ve günün ilk sigarasını sizler için yakıyorum...

10 Nisan 2012 Salı

"ol is vel"

bi yandan da dinleyiverin gari :)


günlük yazmayı hiç beceremem...daha doğrusu içerik olarak pek de adına yakışır bi kullanım sergilemem, genelde benim 'günlük'lerim aylık, 6aylık, yıllık gibidir genellikle.. o yüzden hiç bitmez günlüklerim ve de hep eksik olur. bi heves otururum başına 'lan derim aylardır yazmadım, bak neler neler oldu' ama hiç dolmaz o cümlenin içi. bişeler olmuştur ama ne olmuştur? kimse bilmez ben bile hatırlamam bazen. hep üşenmekten bunlar...öyle hırsla oturuyorum ki başına defterin, öyle öfkeyle, sevgiyle, özlemle, yazıyorum ki sonrası hiç olmuyo, yarıdan sonra ne heves kalıyo ne başka bişey, yoruluyorum, iyi ki yaşamaktan yorulmuyorum..'to be continued' diyorum kalemi bırakıyorum, ama o hikaye hiç devam etmiyo, yeni sayfa yeni yarım kalacak cümleler başlıyo işte..kısaca günlük yazmayı bilmem, sevmem de açıkcası. o ne öyle 'bugün bıdıbıdıbıdı oldu, o vıdıvıdı dedi' zaten içimizden böyle yazan olduğunu da sanmıyorum, nedense genelimizin kalemi sağlam :) tabi içinizde ne fırtınalar kopuyo da ne yazıyonuz bilemem ama :) demem o ki bu günlük başka günlük :) tabi bunu nedense bi ben hissediyomuşum gibi geliyo, çünkü aksini ispat eden bi hareket yok yani. valla açıcam kendime özel blog, takılcam ora gizli gizli uuu :) arada görüyorum yazımı okuyup beğenen adamın biri tivitırdan sesleniyo bana :) püff sor bakiim o adam tivitıra bakar mı? bakarsa ne zaman bakar? neyse efendim gene sitemkar olmaya başladım.
ben buraya ne amaçla geldiydim, nerelere geldim..içim sıkıldıydı bi nefes olsun dedim, derdimi anlatmayı pek sevmem, demiştim daha önce, anlatmadan böyle alttan alttan yazayım bişeler de içimde şişmesin istedim...keşke süper güçlerim olsa. sihir olur, büyü olur, alaaddinin lambası olur, bişe olsun da işte ne olursa olsun. dilediğim zaman dilediğimi yapabilsem, sorunları ortadan kaldırabilsem, hiç bişey içimize dert, sırtımıza yük olmasa...şuan bunları yazıyo oluşum bile evrenin bana nah! deme şekli bence. 'sen bunları anca oraya buraya yazarsın güzelim' demenin kaba şekli işte :) bazı şeyler vardır, böyle kaçsanız ordan, uzaklaşsanız en azından arkanızı dönseniz, herşey hallolacak gibidir, puff! bütün sorunlar bi anda yok oluverecek gibidir. o yüzden kaçarız, yok sayarız, duymayız, görmeyiz ama hep biliriz o sorun ordadır. gözünüzü kapayınca, arkanızı dönünce sorun çözülmüş gibi hissederiz, bu da bize dayanma gücü verir... mi acaba? küçümsemek büyük bi yanılgı olabilir, bu da bize çok pis koyabilir :) ama işin adabını bilmek lazım ukala bi küçümseme, yok sayma olmayacak bu, temkinli olacaksın ki duvarların parçalanmadan bitirebilesin bu işi. ölümden başka herşeyin bi çaresi olduğuna inanan bi insan olduğumdan bu sistemi çok benimsedim. ama iyi ama kötü, bu günlere böyle geldim ulan :) zaman da herşeyin ilacı bi kere, öyle de güzel sarılır ki yaralar varlığını bile unutursun...ama tabi bunu başkalarına anlatmakla benimsetemiyosun, kötüsü bu işte. öyle çaresiz hissettiriyo ki birine 'bekle, bu da geçer, dert etme' demek. içi boş bi teselliden başka bişey değil ki. çünkü o küçümsemeyi ya da yok saymayı beceremiyo, öyle büyüyo ki gözünde sen ne dersen de o yoluna yedi başlı ejderha çıkmışcasına sıkıntılı, ürkek, çaresiz. tüm bu yok sayma martavallarıma rağmen gelip bunları buraya yazıyo oluşum da ayrı bi ironidir gençler. henüz küçümseme-yoksayma evresine geçemediysem demek ki :) neyse o da olacak biliyom. OL İZ VEL !!!

24 Mart 2012 Cumartesi

yine ben, ne kadar şaşırtıcı!

şu blogta kendimi deli gibi hissetmeye başladım artık yeminle. kendim yazıp kendim okuyorum, mala bağladım. vay arkadaş şu sayfanın tepesinde de 9 tane resim var, hepiniz öldünüz de( töbe yarabbii) ben size anı defteri mi açtım avizelerine koala bıraktıklarım hee? neyse ben her yazımda böyle bi sitemkar oluyorum ama ne fayda? ama stardust isteğimi duymuş ve müzik şeysini kaldırmış. teşekkürü ve küfürü borç bilirim : madem okudun neden bi anekdot da sen yazmadın patlak lastik? :)
sakinleşip, cool blogır ayaklarıma geri dönüyorum efenim...bugün çok mutluluk verici bi haber aldım, bir ay sonra evimiz uzun bir aradan sonra tekrar 5in1 olacak:) kısa süreli de olsa çok mesuduuumm :) siz erkekler bilmezsiniz biz bağyanlar böyle şeylere çok ihtiyaç duyuyoz, muhtaçlık derecesinde hatta...çok güzel hayallerim var o günlere dair...öncelikle dün akşam başka arkadaşlarla deneyimlediğimiz bar keyfini hep berabercene tadacaazz kamiller :) bir de polis baskını yedik mi tadından yenmeyecek, o derece :) velhasıl kelam çok eğlenecez çook :)
neyse efendim her zamanki gibi beynimde ağırlık yaratan kelimeler buraya girdiğim anda uçuşup gittiler, o yüzden çok uzatmayayım da sizi de -olur da- okursanız sıkmayayım...yavaştan da bahar geliyor, hayatımızın son öğrenci baharını yaşayacağımızı bi kere daha hatırlatıp nuri alço kahkahamla sizi terkediyorum - dönüşüm muhteşem olacak! :) sizi seviyorum siz de beni seviyosunuz biliyorum kıyamet koparmanıza gerenk yok, sakiiiinn :P öptüüüüümm XoXo