3 Şubat 2011 Perşembe

İşte öyle bir şey..

İnsana bazen durup dururken bir yazma isteği gelir ya hani... Yazı yazmayı sevenler (yani aramızdan bazılarının okuduğu o günlük adı verilen şeyleri yazanlar mesela) bilirler bu hissi... Öyle bir his işte birdenbire beliriverdi. Bir kaç gündür sizden uzakta ailemle beraberim. Ve içimde tuhaf bir boşluk var. Hani Samsun'a gittiğimiz ilk sene evde yalnız kaldığımız andan 1 hafta sonra özgürlüğün yarattığı o coşku yerini özleme bırakmıştı ya, içimiz bir tuhaf olmuştu. Eksik gibiydi bir şeyler. Öyle bir boşluk işte. Sanırım aile gibi bir şey olduk. İlginç. Kan bağı olmadan da olabiliyormuş demek ki. Neyse, böyle konuşup keyif kaçıracak değilim. Ayrılıktan falan bahsetmeyeceğim merak etmeyin. :) Birbirimizden kurtulamayacağımızı çoktan kabullendim. :) Bugün sizin için Ayder'de kalmayı planladığımız pansiyonun sahibiyle kavga ettim. Canım çok sıkıldı. Moralim bozuldu. Ama sizlerle beraber olacağım için sanırım bu durumu atlatabilirim...
Bu arada ilk yazıyı yazan sevgili arkadaşım!! Günlük okumak kötü bir şeydir ama okuduğunu herkese açık bir internet sayfasında açıklamak daha da kötüdür! Bunun için seni asla affetmeyeceğimi bilmeni isterim. Çiyan seni.. Az önce çok tatlı bir film izledim adı da Üzgünüm ama seni seviyorum'du. İzleyin bence, kızlar özellikle siz. :) 2oo8 yapımı İtalyan filmi. Neyse benden bu kadar kardeşim bana kocaman bir fındıklı çukulata almış onu yemem gerek. :D
Seviliyorsunuz... ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder